Bu haftaki maçımız 15 Mart Pazar günü gerçekleştirilen YGS sınavından dolayı 17 Mart Salı gününe ertelenmişti. Hafta içi olmasına rağmen İzmitten kalkan 4 otobüs ve aralarında benimde bulunduğum biz Karabük Üniversitesi öğrencilerinin kaldırdığı 1 otobüsle beraber toplamda 5 otobüs ve bir çok münferit araçla ortalama 300-350 kişi Zonguldakın yolunu tutmuştuk. Zonguldakta futbol oynamak için çok uygun bir hava ve ortam vardı. Zeminin suni çim olması geçen senenin aksine bu sene bize daha pozitif yansımıştı.

Maçta çıkan olaylarda önce futbol adına konuşmamız gereken bazı şeyler açıkça ortadadır. Maça hızlı bir giriş yapmamız beklenirken beklenenin aksine bir o kadar da tutuk başlamıştık. İlk 5 dakika içinde rakip 4. kornerini kullanıyordu. Sahaya geçen haftadan farklı olarak cezalı olan Burak Süleymanın yerine Sefayı kanatta oynatıp Gökhan ve Mert Yavuzu Hamzanın arkasında orta sahaya koymuş, Sinanın yerine ise Tunahan ile çıkmıştı Kocaelispor.
Özellikle bu maçta Kılıçarslanın ve önündeki stoperlerin müthiş derecede uyumsuz olduğu gözüme çarpan ilk ayrıntıydı. Maç boyunca tam 6 adet geri pas Kılıçarslan ile anlaşamamazlıktan dolayı tehlike yarattı. Savunmamıza gelen her top iki kat heyecanlanmamıza neden oluyordu. Maç boyunca ise 1.60 boyundaki Tunahana uzun top atıp indirmesini beklemek iyice kanser olmamıza neden olmuştu. İlk yarıyı rakip kaleye tek bir şut dahi çekemeden kapattık. Küme düşme hattının biraz üzerindeki Ereğlispoun golü 33. dakikada Gökhan ile bir yan toptan geldi.
İkinci yarıya nispeten daha hızlı başlamıştık. 49. dakikada altı pas içinde hafifçe yükselen topa dokunan Hamza duruma eşitlik getirmişti. Golden sonra 5-8 dakika arası yüklenir gibi gözüksekte ardından oyun yeniden dengelendi. Maçın sonuna doğru Burak Özbakırın yerine Yasin, Tunahanın yerine forvet mevkiine sol açık oyuncusu Volkan Yılmaz oyuna girdi ve ilerleyen dakikalarda da başka gol olmayınca maç 1-1 sona erdi.
Ereğlili futbolcular ciddi derecede her fırsatta kendilerini yere bıraktılar ve bunu sonuna kadar da kullandılar. Hakem hakkında da bir kaç söz söylemeden olmayacak. Bu hakem diğer maçlarınıda böyle yönetiyorsa daha da hakemlik yapmasına gerek yok bu hafta düdüğünü asabilir. Maçla ilgili son olarak bir dip not eklemek istiyorum; hakem rakip Ereğlispora ilk sarı kartını tüm haber sitelerinde "boks maçı gibi bir maç" diye geçen bir maçta 89. dakikada göster(ebil)di.
Maçtan sonra çıkan olaylara gelecek olursak..

Maçtan bir gün önce "şehrine sahip çıkan Kocaelispor taraftarlarını ağırlamaktan onur duyacağız" diye bir açıklama yapan Genç Ereğlililer taraftar gurubu her nedense maça Sakaryaspor atkıları ile gelmiş ve maç boyunca Sakaryaspor lehine tezahuratta bulunmuşlardır. Zaten 80-100 kişilik 18 yaş altı kesimden oluşan bu taraftarlarda maç boyunca Beşiktaşın bestelerini evirip çevirip kullanmıştır. Maçın bitiş düdüğünün ardından ise "Şampiyon Tekirdağspor" diye tezahuratta bulunarak bir maçta 5-6 takımın bestelerini ve atkılarını kullanarak tarihe geçmiş olabilirler.
Maçın ardından Ereğlispor taraftarları polis her nasıl izin verdi ise bizim deplasmana geldiğimiz otobüslerin bulunduğu bölüme gelmiş ve küfür edip taş atarak büyüklüğünü bir kez daha göstermiştir. Ancak bu büyük Ereğli taraftarları bütün pankartlarını tribünde unutup gitmiş daha sonra evlerine dağılmıştır. Pankartlara ne mi oldu? Gereken yapıldı.. Tribündeki tüm koltuklarıda hatıra olarak yanımıza aldık. :)
Her deplasmanda aynı sorunlarla karşılaşmaktan ve üzerimizden prim yapmaya, adını duyurmaya çalışan tribün kültüründen hiç bir şey anlamayan bu çoluk çocuk tribün gruplarından artık bıktık. Umarım önümüzdeki 3 haftada kalan tüm maçlarımızı kazanır ve bu lanet ligden kurtuluruz..
Biz sizin babanızız, biz ne dersek o olur!