23 Mayıs 2014 Cuma

Maziden Güzel Bir Anı

Bugün tesadüfen karşılaştığım bir videoyu sizlerle de paylaşmak istedim. İzlerken insanı gerçekten duygulandırıyor. Görüntüler 2009'da ki Kadıköy deplasmanına ait.




20 Mayıs 2014 Salı

Aşk Nedir?

Nedir sizin için aşk? Sevdiğinizin ellerinden tutup sinemaya gitmek yada bir kafede oturup güzel vakit geçirmek mi? Yoksa birlikte bisiklete binip güzel bir gezinin ardından pikniğe gidip eğlenmek mi? Kaçınız sırf sevdiği uğruna günlerce yol gitti? Kaçınız sırf sevdiği uğruna günlerce aç kaldı?

Aşk demek; acı demek, zorluk demek, çile demek ama her şeye rağmen tüm bunlardan mutlu olmak demektir. Sabahın 5'inde kalkıp aç karnına yola çıkmaktır aşk. Akşam üzeri çarşıda buluşup birlikte bir kaç saat vakit geçirmek demek değildir.

Biz aşıktık İzmit'in yeşiline, siyahına.. Ne kar, ne yağmur, ne çamur yıldırdı bizi.. Ne cebimizde paramız vardı nede sarıldığımız biri. İçimizi ısıtan tek sevdamızdı bu aşk..

Onların aşkına benzemez bizim sevdamız. Bugün onun, yarın başkası için çarpmaz kalbimiz. Bu yüzdendir ki onlar bilemezler gerçek aşkın değerini. Anlamazlar ellerindekinin kıymetini.. Belkide onlardan biri okuyacak bu yazıyı. Anlamayacak ama, anlayamayacak. Boş ver..

Sen sevdin mi bir kere seversin
En güzel yeşili, en güzel siyahı
Asla vazgeçmeden..

12 Mayıs 2014 Pazartesi

Belgrad - İzmit Hattı

Geçtiğimiz yaz tanık olduğum trajikomik bir anım doğrultusunda bu araştırmayı yapmaya karar verdim.

Temmuz aylarının sonuna doğru Sırbistan'da bulunduğum sırada aklıma gelen muhteşem (!) Sırp 3'lümüz hatırına Kızılyıldız'ın (Crvena Zvezda) efsanevi stadı Marakana'yı gezmek için yola çıktım. Zor da olsa tribünlere giriş için izin alabilmiştim. Tribünlerde oturan 27-28 yaşlarında genç biri boynumdaki Kocaelispor atkısını görünce konuşmak istedi ve aramızda eğlenceli, kısa bir sohbet geçti. Bana takımın çöküş nedenlerini, kulübün borçlarını anlattı. Jestroviçi bize nasıl kakaladıklarını ama Tutoric gitti diye yönetime çok büyük tepkiler yağdığını anlattı. Ama o sırada takımın borçlarının bizim yüzümüzden olduğunu söyleyemedim tabiki. İçimden de "siz bize futbolcuları kakaladınız, bizde paralarını ödemedik" diye geçirmedim desem yalan olur.

Ben de kısa bir araştırma yapıp muhteşem Sırplarımızın şuan ne durumda olduklarını ve Kızılyıldıza ne kadar borç kitlediğimizi ortaya çıkardım.

Dusan Andjelkovic: Kendisini çok sempatik bulurdum. Yüzüne baktığımda tam Avrupa Kupasına koy oynasın diyebileceğim bir Avrupai tip vardı ve Balkanların sıcaklığı yüzünden okunabiliyordu. Kendisi bize 3.5 Milyon TL'ye geldi ve sadece 6 maç oynadı. Şuanda 31 yaşında ve İzmit'ten "kaçtıktan" sonra 3 yıllık bir Rostov macerası yaşadı. Şimdi ise Rusya Ligi takımlarından Krasnodar'da forma giyiyor. Pek sık forma şansı bulamasada kendisini hala takip etmeye çalışıyorum.

Nenad Jestrovic: İlk izlediğimde işte Taner'in yanına gereken adam bu demiştim. Zaten geçmişte Anderletch formasıyla 100 maçta 61 gol, daha sonra Kızılyıldızda 28 maçta 15 gol atması bizi çok daha fazla heyecanlandırmaya yetmişti. Aslında ilk maçta attığı gol ile beni ciddi derecede de ümitlendirmişti. Kaçmasaydı belki gerçekten bir şeyler yapabilirdi. Kendisi bize 3.9 Milyon TL'ye mal oldu ve sadece 9 maçta forma giydi. Şuanda futbol yaşantısını sonlandırmış durumda.

Djordje Tutoric: İzlediğim hiç bir maçında pek güven verdiği söylenemez. Musa Büyükle karıştırırdım kendisini. Hep demişimdir bir takıma 2 kel fazla diye. Kendisinin bize maliyeti 1.1 milyon TL ve şuanda Kazakistanda FK Atyrau takımında forma giyiyor. 31 yaşındaki futbolcu "burada unutamayacağım tek şey" dediği taraftarların hatırına Kazakistanda 41 numaralı formayı terletiyor.

Sonuç olarak 3 futbolcunun bize maliyeti 8.5 Milyon TL. Ve buda yaklaşık olarak 3 milyon euro yapıyor ki bu ücret savaştan yeni çıkmış bir Balkan ülkesinin orta halli bir takımı için çok ciddi derecede yüksek bir rakam.

Buradan Marakana Stadyumunda tanıştığımız o abiye sesleniyorum; Evet abi biz borçlarımızı ödemediğimiz için Kızılyıldız yıllardır Avrupa'ya gidemiyor, futbolcularının maaşlarını ödeyemiyor, stadını yenileyemiyor ve şampiyonlukları Partizana kaptırıyor.

Düştüysek kalkarız be abi hep birlikte, daha ölmedik ya.. İzmit'ten selam olsun tüm Kızılyıldız sevdalılarına..

11 Mayıs 2014 Pazar

Anne..

17 Ağustos sabahın ilk ışıklarıyla aydınlanıyordu İzmit'in dar sokakları. Feryatlar hala dinmiyor ama yavaş yavaş da olsa toz bulutları terk etmeye başlıyordu İzmit'in gri gökyüzünü..

Gözlerini açtığında yanında sadece mahalleden bir kaç komşusunu görmüştü. Hepsi başına toplanmış yardım etmeye çalışıyorlardı. "Anne" dedi henüz 9 yaşındaki küçük çocuk. "Annem nerede?"..  Daha sonra yıkılan evlerini gördü.

Susmuştu çaresiz komşuları da aynı küçük çocuk gibi. Verebilecekleri bir cevapları yoktu. O an anladı olanları küçük çocuk. Kalkamadı yattığı soğuk betonun üzerinden. Dikti gözlerini semaya ve bir damla yaş aktı gözlerinden.

Artık bayram sabahlarında elini öpebileceği bir annesi yoktu. Okuldan döndüğünde onu karşılayacak, mezuniyet töreninde yanında olacak, düğününde elini öpeceği bir annesi yoktu artık. Belki de henüz bunların farkında değildi yaşı gereği. Ama ileride bir gün mutlaka hissedecekti eksikliğini.

Annelerimizin değerini onları kaybettikten sonra değil de kaybetmeden anlayalım. Onları kırmayalım, üzmeyelim. Bizleri her ne olursa olsun karşılıksız sevebilecek ve her zaman bizleri düşünecek tek varlık annemizdir. Bizlerin bu günlere gelmesinde emeği geçen tüm annelerimizin ellerinden öpüyoruz.

Anneler gününüz kutlu olsun..


9 Mayıs 2014 Cuma

Hala Bekliyoruz Seni..




Bir hayaldir koşuyoruz hala peşinden. Futbolcu olarak olmadı ama belki teknik direktör olarak gelirsin İzmit'e.

Seversin buraları korkma boşuna. Güzel bir pub açarız sana Hollanda usulü sıkılmazsın hem. Sen yeter ki gel İzmit çocuğu yalnız bırakmaz seni. Karaosmanoğlu'nu da dert etme yaparız biz ona bir şekil.


Her neyse, hala bekliyoruz seni Edgar Davids..

7 Mayıs 2014 Çarşamba

Finallerden Bir Final..

Günün anlam ve önemine binaen..

Tarih: 3 Nisan 2002, Yer: Bursa Atatürk Stadyumu



44. dakikada Cihan, 59. dakikada Lazarov, 82. dakikada Kaan Dobra (Dobrowski) ve 83. dakikada Serdar Topraktepe ile bulduğu gollerle maçı 4-0 kazanan taraf Kocaelispor oluyor ve 40. Türkiye Kupasını müzesine götürmeyi başarıyor. Bursa'ya giden binlerce taraftar ve İzmit'te kalan yüz binlerce taraftar sabahlara kadar eğlenip Türkiye Kupasını 2. kez müzelerine götürmenin ve yeniden Avrupa Kupalarına katılacak olmanın verdiği mutluluğu yaşıyorlar.

Bugün ise 52. Türkiye Kupası sahibini bulacak. Biz ise Bölgesel Amatör Ligdeyiz. Bugün hiç bir şey yapasım gelmiyor içimden. Akşama açarım arşivimi Kocaelispor - Beşiktaş maçını izlerim yeniden gözlerim dola dola. Belkide 2008'de İzmir'de oynanan Altay maçını yeniden izler, sokaklarda "şaaaaampiyonnn" nidalarıyla dolaşırım. Ama akşamki final maçını izlemek bugün yapacağım en son şey olur.

Bilmem hatırlayanınız var mı Bursa Atatürk Stadı "Çarşı pazar fark etmez, Hodri Meydan affetmez" tezahüratları ile inlerken Lazarovun attığı 2. golü ve ardından koşup kupayı kaldırışını.. Yada Hikmet Karaman'ın Beşiktaş kulübesine doğru eliyle 5 işareti yapmasını hatırlayanınız var mı? Peki ya ertesi hafta kupanın sapını Hıncal Uluç'a nasıl teslim ettiğimizi?

Bu akşam alın çocuğunuzu ona bu videoları izletin. Neden memleketinin takımını tutması gerektiğini anlatın ona. Lazarov'un, Dobrowski'nin attığı golleri izletin, İzmit'te 1 puan aldıktan sonra deliler gibi sevinç çığlıkları atan 3 büyütülmüşlerin acizliğini izletin, Sporting Lisbon maçını izletin yada Lokomotif Moskova maçındaki bandomuzu ama o 3 büyütülmüş takımların maçlarını izletmeyin. Evet bugünkü kupa finalinde yokuz. Belki profesyonel liglerde dahi yokuz ama elbet bu çöküşün bir de yükselişi olacak. O zaman ufukta sallanan bayrak, bizim bayrağımız olacak.

Yazımı döneminde Sporting Lisbon teknik direktörü Sir Boby Robson'un yardımcılığını yapan Jose Mourinho'nun Kocaelispor maçı öncesi söylediği sözle noktalandırmak istiyorum;

"Yurt dışındaki hazırlık maçlarında dahi bu kadar ateşli bir taraftarları varken Kocaeli'nde oynanacak maçın atmosferini düşünmek dahi uykularımı kaçırmama yetiyor."